Sanal gerçeklik (virtual reality) teknoloji dünyasında son yılların gündem konularından biriydi. Hem duygusal, hem de teknik tartışmaları beraberinde getiren, bir yandan da hayatımızı nasıl kolaylaştıracağı üzerine kafa yorulan bu konunun popülerliği artık geçmişte kaldı! Sanal gerçekliği bir tarafa bırakın ve artırılmış gerçeklik ile tanışın.

Artırılmış Gerçeklik Ne Demek?

Sanal gerçeklik ismi, bireylerin ‘orada olma’ hissini yaşadığı bilgisayar tabanlı 3 boyutlu ortamlar için kullanılıyor. Artırılmış gerçeklik ise bir adım ötede; dijital bilginin kullanıcının gerçek zamanı ortamı ile birleşmesine deniyor. Artırılmış gerçeklik tamamen yapay bir ortam yaratan sanal gerçekliğin aksine, sanal elementleri var olan ortamın içerisine yerleştiriyor.

artırılmış gerçeklikBu teknoloji bulunduğunuz ortamın üzerine gerçek zamanlı olarak eklenmiş ses, görüntü, animasyon, hologram gibi dijital nesnelerin var olduğunuz ortamı zenginleştirmesi olarak tanımlanabilir. Bunu yaratmak için ise kullanacağınız aracılar akıllı telefonlar ya da bilgisayarınızdaki kamera olacaktır. Bu aracılar ile yaratılan dijital ürün adeta gerçek dünyanın içerisindeymiş gibi görünür.

Artırılmış gerçeklik akıllara bir dönem fırtına gibi esen QR kodlarını getiriyor. Bu kodların okutulması sonucu bir görsele ulaşabiliyor, video izleyebiliyor ya da web sitesine yönlenebiliyoruz. Ancak artırılmış gerçeklik bundan çok daha fazlasını sunuyor; gerçek ortamımızda objeleri yanımızdalarmış gibi görebiliyoruz!

Popüler Kültüre Yerleşti Bile!

Google Glass arıtılmış gerçekliğin ilk bilinen örneklerinden sayılabilir. Gözlük çerçevesinden baktığınızda bulunduğunuz ortam görüntüsünün üzerine eklenen bazı yazı ve görseller ile birlikte girmişti hayatımıza Google Glass; yani bu sanal gözlük bir nevi artırılmış gerçeklik olmuş oluyor.

artırılmış gerçeklikSon zamanlardan popüler bir örnek vermek gerekirse ise ‘Pokemon Go oyunu hayatımızın içinden bir uygulama olarak arıtılmış gerçekliği anlamamıza yardımcı olacaktır. Evimizde, çocukluğumuzun geçtiği mahallenin tam ortasında ya da en sevdiğimiz kafede karşımıza çıkabilen 3 boyutlu pokemonlar, aslında arıtılmış gerçekliğin ta kendisi.

artırılmış gerçeklik

Nokia ise bu teknoloji için oldukça dikkat çekici bir uygulama geliştirdi. Milyonları peşinden sürükleyen ‘Angry Birds’ uygulamasını artırılmış gerçeklik ile birleştiren teknoloji devi, bu ‘kızgın kuşları’ kullanıcının önündeymiş gibi gösterebilen ve onları avlamalarını sağlayan bir uygulama yazdı.

artırılmış gerçeklikAynı mantık ile üretilen uygulamalar yanınızda olmayan bir kişinin yemek masanızda size eşlik etmesini, ya da var olmayan bir canavar ile selfie çektirmenizi sağlayabilir!

Farklı Sektörlerde Fayda Sağlayacak

Teknoloji, sağlık, kamu güvenliği, petrol, turizm ve pazarlama da dahil olmak üzere farklı sektörlere dahil olmaya başlayan arıtılmış gerçeklik, gündelik hayatımızı kolaylaştırma amacı taşıyan uygulamalar ile karşımıza çıkacak.

Toyota, BMW gibi otomobil devleri, arıtılmış gerçeklik uygulamalarını yeni çıkan araba modellerine yerleştirmeye başladı bile. Bu sayede hızınızı ya da kalan benzininizi görebildiğiniz direksiyon arkası paneli, karşınızda dijital olarak yer alabiliyor.

Teknolojinin yaygın şekilde kullanıldığı bir diğer alan ise spor. Canlı maçlara yerleştirilen 3D grafikler ya da sanal saha çizgileri bunlara verilebilecek örneklerden birkaç tanesi.

Merak ettiğiniz eserleri sanal olarak inceleyebileceğiniz müzelerden tutun farklı bir turizm deneyimine dahil olabileceğiniz seyahatlere kadar günlük hayatımızda birçok yerde karşımıza çıkmaya hazırlanan arıtılmış gerçeklik sözünü, görünen o ki yakın zamanda bundan çok daha sık duymaya başlayacağız.

Markalar Yatırımlarını Hızlandırıyor

Artırılmış gerçeklik ve sanal gerçekliğin 2020 yılında toplam 143.3 milyar dolar ekonomiye sahip olacağı ön görülüyor. Bu, günümüzde artırılmış ve sanal gerçekliğin sahip olduğu pazar büyüklüğünün tam 11 katı.

artırılmış gerçeklik2025 yılında kullanılıyor olacak sanal ve artırılmış gerçek uygulamalarının yarısından fazlası son kullanıcılara hitap eden video oyunları, günlük uygulamalar ya da videolar için yaratılmış olacak. Özel şirketler ya da kamu kurumları ise başta sağlık olmak üzere mühendislik, gayrimenkul, perakende, savunma sanayi ve eğitim sektörlerinde sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojilerinden faydalanıyor olacaklar.

artırılmış gerçeklik

Etiketler

Yorum Sırası Sizde (0)

oracle cloud demo talebi, oracle cloud çözümleri, oracle bulut demo

Oracle, müşterilerine ücretsiz Bulut deneyimi sunuyor!

En doğru Bulut çözümlerinden faydalanabilmeniz için Oracle Bulut uzmanlarının sizinle iletişime geçmesini ister misiniz?

Oracle Bulut Demo Sayfamızı Ziyaret Edin

Ücretsiz Demo talebinde bulunun, Oracle Bulut uzmanları tarafından ücretsiz, çevrim içi ve bire bir görüşme sağlayın. Size en uygun gösterge tablosu analizlerini keşfedin. İşletmenizin sürdürülebilir büyümesini planlamak için kanıtlanmış stratejileri deneyimleyin.

Sadece size özel çözümler sunan Oracle Bulut hizmetlerini daha iyi anlamanız için ücretsiz Demo talebi oluşturun!

Demo Talebi Oluştur

 

Etiketler

Yorum Sırası Sizde (0)

Günümüzde birçok proje; altyapının düzgün tasarlanması, devamlılığının sağlanması ve doğru kaynaklarla yönetilmesi gibi aşamalarda yoğun işgücü gerektiren süreçler geçiriyor. Finans sektörü gibi inovasyonun kurum kültürü olduğu sektörlerde ise bu kısıtları aşmak her zaman öncelikler arasında bulunuyor.

Finans sektöründe ‘‘IT simplicity’’ (BT’nin sadeleştirilmesi) CIO’ların ajandalarında uzun zamandır yer alan bir kavram. Bu alanda yoğun çalışmalar yapılıyor; dolayısıyla Bulut, finans sektörünün gündem maddelerinden biri olmuş durumda. Oracle’da Büyük Veri ve Analitik Çözümler Lideri olarak görev alan Kübra Fenerci Canel’in konu hakkındaki görüşlerini derledik.

kübra canel, oracle
Kübra Fenerci Canel – Oracle Büyük Veri ve Analitik Çözümler Lideri

Oracle Hibrit Cloud Sektörde İlgi Topluyor

Finans sektöründe Oracle’ın Hibrit Cloud ve ‘‘Cloud at Customer’’ yaklaşımı son derece ilgi çekiyor. Bu yaklaşımda kurumun verisi kendi ortamında tutulurken uygulama Cloud’da çalışabiliyor.

‘‘Cloud at Customer’’ çözümlerinde Oracle Cloud, hizmeti alınacak ortamı ilgili datacentera koyuyor. Müşteri ise hizmete kullandığı kadar para ödüyor. Finans kurumlarındaki regülasyonların farkındalığı ile, Oracle regülasyona uygun birçok Bulut çözümü geliştirmiş durumda.

Cloud hizmetinin farklı avantajları var; kullanım miktarına göre ödeme yapılabiliyor, yani tüm yatırımı bir kerede yapmaya gerek duyulmuyor. Anlık büyüme/küçülme yapılması gereken iş yükleri varsa sistem hiç beklemeden büyütülüp küçültülebiliyor. Bu sayede iş yönetmek için harcanan vakit, projeyi hayata geçirmek için kullanılabiliyor.

Oracle Yatırımları İle Dikkat Çekiyor

Oracle son yıllarda Bulut bilişime çok ciddi yatırımlar yaptı. Her yıl gerçekleşen “Oracle Day” etkinliği bu sene “Oracle Cloud Day” olarak gerçekleşti. Türkiye’de açılacak ilk Cloud Data Center’ın duyurusunu yapıldı. Tüm çözümlerin Cloud’da çalışan versiyonlarını çıkardı; üstelik birçok çözüm versiyon olarak Cloud’da daha ileride, hatta sadece Cloud’da çalışan çözümler mevcut. Özellikle finans sektörü gibi regülasyona tabi sektörlerde fayda sağlamak amacıyla Private Cloud hizmetleri duyuruldu.

Dünya’da IT’nin Cloud’a ciddi yönelimi ve bunun için mantıklı argümanları var. Oracle ise bu bağlamda iş ortaklarını sürekli bilgilendiriyor, eğitimlerini tamamlamalarına destek oluyor, POC çalışmalarını Oracle Cloud ortamlarında gerçekleştirmelerini sağlıyor.

oracle, bankacılık ve finans

Farklı Çözümler Sunuluyor

Kullanıcıların Bulut çözümleri ararken proje bazlı düşünmesi önemli. Örneğin bir finans müşterisi Big Data projesi için bir R&D ortamı arayabilir. Kendi merkezlerine bir makine gelmesinden ziyade Oracle veri merkezlerinde bir hosted ortam daha anlamlı gelebilir ve Public Cloud yaklaşımına yönelebilir. Bir başka müşteri ise development ortamı olarak “Cloud at Customer” kullanımına daha sıcak bakabilir. Dolayısıyla kullanım amacının ne olduğu, Cloud hizmeti kararına doğrudan etki ediyor.

Bunun yanında Oracle Veri Merkezi’nin hayata geçmesi ile finans sektörüne farklı bir değişim ve dönüşüm getirilmesi hedefleniyor. Finans müşterilerinin konu hakkındaki heyecanı ve beklentileri biliniyor.

Oracle sistem güvenliği tarafında ise çok ciddi SLA’ler (Hizmet Düzeyi Sözleşmesi) sağlıyor. Ayrıca on-premise ortamda kullanılan Oracle güvenlik çözümlerinin Cloud ortamlarda da aynı şekilde kullanılması destekleniyor.

*Kübra Fenerci Canel, Oracle’da Büyük Veri ve Analitik Çözümler Lideri olarak çalışmaktadır. Endüstri mühendisliği lisans ve yüksek lisans derecelerine sahip olup; veri madenciliği, optimizasyon, Hadoop teknolojileri, NoSQL, veri entegrasyonu, Raporlama ve bulut biliişim alanlarında finans sektörü başta olmak üzere birçok farklı sektörde başarılı projelerde yer almıştır.

Etiketler

Yorum Sırası Sizde (0)

Ankara merkezli ve 2015 yılında temellerini atan bir start-up olan Datateam, deneyimli ekibi ve başarılı projeleri ile BT dünyasına yenilikçi bir bakış açısı getirdi. Kurumsal veri analitiği ve yazılım geliştirme konularında fark yaratacak çözümlere odaklanarak yola çıkan Datateam, Ar-Ge değeri yüksek projelere de sahip.

Datateam; eldeki veriyi düzenleyen, harmanlayan, birleştiren ve görselleştiren DataGraph ürününün yanı sıra kurumlar için Veri Ambarı ve İş Zekası, Kurumsal Yazılım Geliştirme ve Makine Öğrenmesi & Büyük Veri çözümleri de üretiyor. Datateam’in referansları arasında çeşitli bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları bulunuyor.

DataGraph Hakkında

DataGraph tamamen yerli kaynaklar ile geliştirilmiş, ilişkisel veritabanı üzerinde çalışan, tüm Graph fonksiyon, davranış ve algoritmalarını destekleyen, ilave olarak birçok özgün yeteneği bulunan yenilikçi ve yerli bir üründür. Veriyi saklama ve sorgulama yönteminin Graph teorisine uygun mimaride olmasından dolayı, bağlantılı veri modellerinin analizi için ideal bir sistemdir.

Günümüzde yaygın olarak kullanılan veri analizi ve raporlama sistemleri, ilişkisel veritabanı sistemleri (Oracle, Teradata, MSSQL) üzerinde çalışır. Veri yapıları çeşitlendikçe ve ilişkileri karmaşıklaştıkça mevcut yaklaşımlar ve sistemler veri analizlerinde yavaş kalır veya isteğe hiç cevap veremez.

DataGraph, Büyük Veri NoSQL sistemlerindendir; düğüm ve ilişki olarak iki ana bileşenden oluşur. Her düğüm kendi komşuluk matrisini saklar, kendisine ne bağlı olduğunu bilir. Bağlantılı verileri saklamak ve sorgulamak için idealdir, bağlantılar üzerinde atlayarak çok hızlı sonuçlar sağlar (X 100 kat). Graph algoritmalarını çalıştırarak daha önce alınamayan bilgiler alır ve veri görselleştirmesi yapar.

Özgün, %100 yerli ve veritabanı bağımsız bir ürün olan DataGraph; yüksek performans, Prop Base erişim, Chatbot özelliği ve geniş bir yelpazede görselleştirme sunar.

Veri modelinin insan beynine ve algısına en yakın model olması nedeniyle, kurgulanması ve devreye alınması diğer sistemlere göre çok daha kolay ve hızlıdır. DataGraph bu avantajları ile veri analizi ve analitiği çalışmaları için en çok tercih edilen sistemler arasında yer alır. İlişkiler arasında çok hızlı gezinme (traverse) gücü sayesinde örüntü (pattern) bulma, çıkarma işlemlerini hızlı olarak yapar; ilişkisel veritabanlarının desteklemediği Graph algoritmalarını destekleyerek gizli/saklı ilişki ve ağların tespitini mümkün kılar.

DataGraph eldeki veriyi düzenler, harmanlar, birleştirir ve doğru görselleştirme ile kullanıcıya sunar.

İki Ana Bileşenden Oluşuyor 

Parçalanabilir bir yapıya sahip olan DataGraph, Graph Engine ve Graph Visualization olarak iki ana ürüne ayrılıyor. Graph Engine tamamen ilişkisel veritabanı içerisinde kalarak, bütün Graph davranış ve fonksiyonlarını gerçekleştiren bileşendir. Graph Visualization ise bir milyon düğüm ve ilişkiye kadar yüksek performans içeren web tabanlı gösterim ve veri keşif desteği sunar; DataGraph Sorgu Dili (DQL) ile Alt Çizge (Subgraph) arama, en kısa yol bulma, Kilit Düğüm (Node) bulma işlemlerini çalıştırır ve gösterimini yapar.

Graph Visualizaton kendi içerisinde Vision modülü bulundurur. Vision modülü yalnızca Graph değil; MS Excel, JSON, CSV, XML gibi farklı formattaki veri türünü, kütüphane bağımsız bir şekilde görselleştirir. Native Cloud Application özelliğine sahiptir; yani her konseptin içerisine yerleştirilebilecek bir sistemde sunulur.

Tarih analizinden oran ölçümüne, harita görselleştirmelerinden cinsiyet, istihdam gibi farklı görselleştirmelere kadar her verinin görselleştirmesini yapar. Farklı birçok kütüphaneden yararlanabiliyor olmanın yanı sıra görselleştirmeleri renk, boyut ya da farklı görselleştirme algoritmaları ile özelleştirir.

DataGraph, kendi içerisinde parçalanıp modüller halinde kullanılabilecek bir yapıya sahiptir.

Tüm Sektörler Tarafından Kullanılabiliyor

DataGraph; ilişki analizi, sosyal ağ analizi, sahtecilik tespiti, soy ağacı analizi, öneri sistemleri, yetki yönetimi, lojistik optimizasyonu, ana veri yönetimi ve kaynak yönetiminde kullanıma oldukça uygundur. Yani ürün A’dan Z’ye tüm sektörlerde, ilişki kurulabilecek bütün sorgularda kullanılabilen bir araçtır. İç içe ve katmanlar halinde her sorgunun cevabını kullanıcıya sunar.

DataGraph, kargo şirketlerinde, araç filolarında ve e-ticaret firmalarında; web trafiği tüketen tüm şirketlerde çözüm olarak konumlandırılabilir.

DataGraph; kurum elinde verisi bulunan bir bireyin akrabası, eşi, firması, adresi, yaptığı bir uçuş, TC kimliği, kargo ya da alışveriş bilgisi gibi tüm veriyi görselleştirebilir. Bu görselleştirmeyi Büyük Veri’nin anlamlı hale getirilmesinde ve doğru analiz edilebilmesinde aksiyon almak için sağlar.

Facebook, Linkedin ve Twitter sosyal medya sorguları ve analizleri için kullanılabilir. Wal-Mart, eBay, IMDB kullanıcılarına ürün önerileri sunabilir. Telekom firmalarının kampanya yönetimini ya da network cihazlarının bağlantı analizlerini yapabilir.

Ürün, sigorta şirketleri ve bankalar adına fraud detection (dolandırıcılık tespiti) görevini üstlenebilir. Kamu ve istihbarat kuruluşlarının, terör örgütlerinin finans hareketleri ve hücre tipi yapılanmaların analizi için kullanılabilir.

Sağlık firmaları için genetik analizlerinde, ilaç geliştirme ve laboratuvar gen araştırma çalışmalarında kullanılabilir. Lojistik firmalarının rota planlamalarında görev üstlenebilir. Yani kısaca DataGraph, ilişki kurulabilecek bütün sorgularda kullanılabilir bir yapıya sahiptir.

DataGraph, Gelişmiş Görselleştirme Özelliği ile Öne Çıkıyor

datagraph, datateam, oracle

İki kişi arasında bir bağlantı olup olmadığının tespitini yapabilir.

 

 

 

 

datagraph, datateam, oracle

 

Bir kişinin belirli bir derinliğe kadar bütün akrabaları/yakınlarını çok hızlı olarak getirebilir.

 

 

 

datagraph, datateam, oracle

Bir kişinin belirli bir derecede yakınının bir uçuşta var olup olmadığının tespitini yapabilir.

 

 

 

 

 

datagraph, datateam, oracle

Coğrafi konum bilgisi olan düğümlerin ilişkileri ile birlikte harita üzerinde Heatmap olarak gösterim yapabilir.

 

 

 

 

datagraph, datateam, oracle

Üç boyutlu Uzay Görünümü ile çok büyük alt veri setlerinde gezinti yaparak veri keşfi yapabilir.

 

 

 

 

(daha&helliip;)

Etiketler

Yorum Sırası Sizde (0)

Oracle Türkiye Ankara Bölgesi Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cem Şatana, T.C. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Funda Ocak ile görüştü.

dhmi, oracle
CEM ŞATANA – Ankara Bölgesi Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, Oracle Türkiye / FUNDA OCAK – Genel Müdür ve YK Başkanı, DHMİ / ÇAĞLA EVCİLİ – Teknoloji Satış Yöneticisi, Oracle Türkiye

“Havalimanları, baştan sona bilgi teknolojileri sistemleri ile yönetiliyor. En önemli hedefimiz, tüm sistemlerin bir bütün halinde, 7/24 kesintisiz bir şekilde çalışması, böylece herhangi bir aksama ve gecikmeye mahal verilmeksizin insanların yolculuklarını güvenli ve sorunsuz bir şekilde yapması. Bunun için tüm güncel teknolojiler takip ediliyor, uluslararası standartların tüm hizmetlerde sağlanması için gerekli görülen sistemler imkânlar doğrultusunda temin ediliyor.”

FUNDA OCAK

Genel Müdür ve YK Başkanı

DHMİ

CEM ŞATANA: Hava meydanları işletiminde, özellikle iletişim ağlarının ve bilişimin büyük ölçüde kullanıldığını görüyoruz. Bu perspektiften bakarsak hangi konular sizler için daha fazla öne çıkıyor? Öncelikleriniz neler?

FUNDA OCAK: Günümüz bilgi ve iletişim teknolojileri her geçen gün gelişiyor ve hayatımızı kolaylaştırıyor. Gelişen teknolojiye paralel olarak seyahat etmek de son derece kolaylaştı. Artık uçak bileti rezervasyonu, bilet alımı, check-in gibi işlemleri cep telefonundan bile yapılabiliyoruz. Gidilecek havalimanındaki hava durumuna, uçuşla ilgili detaylı bilgilere de aynı şekilde anında ulaşabiliyoruz. Bunun gibi kolaylıklar, işin sadece günlük hayata yansıyan yüzü. Havalimanları özelinde baktığımızda arka planda çok ciddi bir bilişim altyapısı bulunuyor.

Havalimanları, baştan sona bilgi teknolojileri sistemleri ile yönetiliyor. En önemli hedefimiz, tüm sistemlerin bir bütün halinde, 7/24 kesintisiz bir şekilde çalışması, böylece herhangi bir aksama ve gecikmeye mahal verilmeksizin insanların yolculuklarını güvenli ve sorunsuz bir şekilde yapması.

Bunun için tüm güncel teknolojiler takip ediliyor, uluslararası standartların tüm hizmetlerde sağlanması için gerekli görülen sistemler imkânlar doğrultusunda temin ediliyor.

Örneğin son yıllarda self check-in kioksları ve otomatik pasaport kontrolü yapan biyometrik geçiş sistemleri kullanılmaya başlandı. Özellikle Atatürk Havalimanı, Antalya Havalimanı gibi uluslararası yolcu trafiğine açık ve anlık yolcu sayısının çok yüksek sayılara ulaştığı havalimanlarında yeni teknolojilerin kullanılması, yolcu konforunu sürekli olarak artırmaya yönelik büyük faydalar sağlıyor.

Havalimanlarının fiziki olarak güvenliğinin sağlanmasının yanında, kullanılan teknolojilerin sürekli olarak artış göstermesi, siber güvenlik tedbirlerinin önemini de ortaya çıkarıyor. Bu nedenle siber güvenliğin sağlanması da önceliklerimizden… 

dhmi, oracle
FUNDA OCAK, DHMİ Genel Müdür ve YK Başkanı

CEM ŞATANA: Faaliyet alanınız içerisinde gerekli olan nitelikli eleman/personel ihtiyacınızın arzı açısından zorluk çekiyor musunuz, bu alanda hangi eğitim kurumları sizler için nitelikli personel yetiştiriyor, nitelikli elemanlar yetiştirebilmesi adına, kurum ve/veya T.C. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın faaliyetlerinden bahsedebilir misiniz?

FUNDA OCAK: Bilindiği üzere; kuruluşumuza ilk defa (açıktan) personel alımları, Kamu Personeli Seçme Sınavına (KPSS) girmiş adaylar arasından Devlet Personel Başkanlığı kanalıyla ÖSYM Başkanlığından talep ediliyor ve yerleştirme ÖSYM Başkanlığınca yapılıyor.

Bu kapsamda, arzu edilen düzeyde mesleki yeterliliğe sahip personelin temin edilmesi güç olmakla birlikte, kurumsal ihtiyaçlar doğrultusunda; üniversitelerin lisans mezunlarından, sivil havacılık eğitimi veren üniversitelerin ilgili bölümlerinden (Hava Trafik Kontrolörü ve Ulaştırma İşletmeciliği) ve mühendislik fakültelerinden personel istihdam ediyoruz.

Ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşması için, kuruluşumuz eğitim konusunda yeniden yapılanmaya giderek Havacılık Eğitim Dairesi Başkanlığını kurdu. Eğitimlerimiz, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü onay ve denetimine tabi olduğu gibi, MEB Talim Terbiye Kurulu tarafından da onaylanmıştır. Söz konusu eğitimler, kendi bünyemizde bulunan ulusal/uluslararası sertifika sahibi personel tarafından veriliyor. Dünyanın en modern eğitim tesislerinden birisi olan eğitim merkezimiz sayesinde, sektörden gelen yoğun talepleri karşılayıp,  bilgi ve uzmanlığımızı paydaşlara aktarmak için önemli bir adım atmış olacağız. Ayrıca yine bu sayede üniversitelerle eğitim partnerliği ve stratejik işbirliğini artırarak eğitim birikimimizi aktarma şansı bulacağız.

Diğer yandan, kuruluşumuz Hava Trafik Kontrolörü ihtiyacının %85’lik kısmını kurum içi eğitim faaliyetlerinden (Temel ATC Kursu) karşılıyor. Kalan kısım ise, Eskişehir Anadolu Üniversitesinin ilgili bölümünden mezun olanlardan sağlanıyor. Gerekli şartları taşıyan (KPSS-YDS) aday kursiyerler, yurtdışı patentli seçme sınavlarına tabi tutuluyor; başarılı olanlar, Kuruluşumuz bünyesinde açtığımız, fakülte seviyesinde eğitim veren kursları tamamlayarak görev almaya başlıyor.

Diğer pozisyonlar için de durum farklılık göstermiyor. Kuruluşumuz bünyesinde bulunan eğitim tesisleri ve üç boyutlu, 360 derecelik, entegre çalışabilen simülatörleri ile yeni atananlar dahil tüm personele mesleki yeterliliklerini artırmak adına, ana faaliyet alanlarımız olan Hava Seyrüsefer ve İşletme konuları başta olmak üzere, çeşitli konularda (Güvenlik, ARFF, Elektronik) eğitim veriliyor. Bu çerçevede 2016 yılı içerisinde yurt içi ve dışı dahil 5007 personele eğitim verildi. İstanbul’da yeni havalimanının hizmete açılması ile birlikte paydaşlarımızdan gelen talepler de dikkate alındığında bu sayının 10 kat artacağını düşünüyoruz.

Soldan sağa: CEM ŞATANA – Ankara Bölgesi Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, Oracle Türkiye / FUNDA OCAK – Genel Müdür ve YK Başkanı, DHMİ

CEM ŞATANA: Şahsi fikrinizi almak isteriz; üst düzey yönetici olarak bilişimden tam olarak beklentileriniz nelerdir ve bunların gerçekleştirilmesi sürecinde ekip motivasyonunu nasıl gerçekleştiriyorsunuz?

FUNDA OCAK: Bilişim, hem hayatımızın hem de işlerimizin kolaylaşması demektir. Dünyanın neresinde olursam olayım istediğim her bilgiye anında ulaşabilir olmam, benim için çok önemli. Kuruluşumuz bünyesinde geliştirilen sistemler sayesinde, istediğim tüm bilgilere ulaşabiliyor, zaman ve mekâna bağlı olmadan işlerimi takip edebiliyor, resmi yazışmaları kontrol edebiliyor ve imza atabiliyorum. Oysa eskiden masamın başına gelmeden bunları takip edebilmem mümkün olmuyordu. Masamın üzeri onlarca onay bekleyen evrakla doluyordu.

Tamamen otomatize edilmiş uçuş bilgi, insan kaynakları, finans, satın alma, stok, envanter, istatistik ve evrak otomasyon sistemleri sayesinde; tüm işlerimizi hem hızlı hem doğru hem de güvenilir bir şekilde takip edebiliyoruz.  Hatta elektronik imza, elektronik fatura ve KEP sistemleriyle, diğer kurum ve kuruluşlarda da işlerimizi entegre edip kağıt, posta ve zaman israfının önüne geçtik. Kamu kurum ve kuruluşları arasında bilgi teknolojilerinin kullanımında öncü olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim.

CEM ŞATANA: Sadece hava yolu taşımacılığında değil hava meydanları yapımı ve işletimi konusunda da ülkemiz son yıllarda bir marka haline geldi. İstanbul’da açılacak yeni havalimanı ve diğer yeni projeler hakkında ve bunların bilişime yapabileceği katkılar ve beklentilerinizle ilgili biraz bilgi verebilir misiniz?

FUNDA OCAK: Cumhuriyet tarihinin birçok anlamda en büyük projesi olarak daha şimdiden tarihe geçen yeni İstanbul havalimanı ile Türk havacılık tarihinde yeni bir sayfa açılacak. Kıtalararası mega bir hub olacağını öngördüğümüz havalimanının hizmete girmesiyle birlikte uluslararası sivil havalimanı işletmeciliği alanında ülkemiz oyun kurucu bir rol üstlenecek.

Yeni İstanbul havalimanında gerek yolcuların gerek yer hizmeti kuruluşlarının faydalanabileceği, modern çağın gereği, bulut teknolojisine dayalı akıllı iletişim ve takip sistemlerinin kullanıma sunulmasına yönelik olarak görevlendirilmiş şirketin çalışmalarını da takip ve kontrol ediyoruz.

Kuruluş olarak yine önümüzdeki birkaç yıl içerisinde açılmasını planladığımız Çukurova Havalimanımız, gerek stratejik konumu gerek sahip olduğu doğal kaynaklar ve avantajlar ile hızla büyüyen ulusal sermayeli kobileri ve büyük ölçekli sanayi işletmeleri sayesinde bölgesel kalkınmanın dinamosu olmaya adaydır.

İnşa çalışmalarına başlanan ve tamamlandığında kargo taşımacılığı açısından da bölgede önemli bir üs konumuna gelmesi beklenen Çukurova Havalimanının tam kapasite devreye girmesiyle bölgeye yönelik yatırımların da şaha kalkması bekleniyor.

Hükümetimizin 2023 Hedefleri çerçevesinde; kuruluşumuzun ülke kalkınmasına sağladığı büyük katkılar 2018 yılında hizmet vermeye başlayacak İstanbul havalimanıyla yeni bir dönemece girecek. Bunu takiben, yaklaşık 7 bin kişiye istihdam sağlaması beklenen Çukurova Havalimanının da tamamlanmasıyla batıdan esen bu bereketli rüzgâr doğuda da bölgemize büyük bir hareketlilik ve dinamizm getirmiş olacak.

Ayrıca, kuruluşumuzun uzaktan eğitim ve bilgi paylaşım imkânlarına destek sağlamak amacıyla, “Havacılık Uzaktan Eğitim ve Bilgi Paylaşım Portalı” adı altında TÜBİTAK ile bir Ar-Ge projesine başlandı ve çalışmalar devam ediyor. TÜBİTAK tarafında geliştirilen söz konusu yazılım, Türk halkına ve Türk yerel normlarına kolayca adapte edilebiliyor. Bunun yanı sıra bu yazılım, gerek görüldüğü takdirde, diğer ülkelere eğitim amaçlı sunulabilecek nitelikte. Dolayısıyla yazılımın ticari olarak da pazarlanabilmesi mümkün. Yazılımın milli olmasının en büyük avantajı, gerektiği veya istendiği zaman, değişen ve gelişen şartlara göre tekrar güncelleme ve iyileştirme yapılabilmesi olacak.

DHMİ’ye bağlı olan havalimanlarına ait kritik sahalarda, kuş-uçak çarpışmalarını önleme maksadıyla, yerli bir Kuş Radarı Sistemi (KUŞRAD) geliştirildi. 2016 yılı içerisinde KUŞRAD Atatürk Havalimanına kuruldu ve başarıyla kullanılmaya başlandı.

Bunların dışında da birçok Ar-Ge projesine devam ediyor ve bunları en kısa zamanda sonuçlandırmaya çalışıyoruz.

CEM ŞATANA: Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ediyoruz. Röportajımızı sonlandırırken, eklemek istediğiniz mesajlarınız var mı?

FUNDA OCAK: Daha önce de birçok farklı platformda belirttiğim yeni bir hedefimiz bulunuyor. Sahip olduğumuz bilgi birikimini, yurt dışındaki ülkelerde, bu ülkelerin kamu ve özel sektörüne öğretmeyi hedefliyoruz.

DHMİ, sahip olduğu bu birikimi tek başına ya da Türk özel sektörü ile birlikte yurt dışındaki ülkelere yeni projelerle taşımak istiyor. Bu sayede hem Türk insanının dünya üzerindeki etkinliğini artırmak hem de bunun karşılığında ülkemize ve kuruluşa yeni bir gelir türü yaratmak ve yurt dışı pazarında ‘DHMİ de var’ dedirtebilmek, bizim için son derece önemli. Bunun altyapısı gerçekleştirildi,  mevzuatı hazırlanıyor. DHMİ’nin bundan sonraki hedefi, dünya pazarlarına açılmak ve küresel marka haline gelmek olacak.

Son olarak altını çizmek isterim ki; ülkemizde 1933 yılından bu yana süregelen Türk sivil havacılık faaliyetlerinin son 15 yıllık döneminde bir başarı hikâyesi yazılıyor ve bizler de bu başarının bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz.

Yazar: CEM ŞATANA – Ankara Bölgesi Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
Etiketler

Yorum Sırası Sizde (0)

Oracle Türkiye Kamu Sektörü Satış Yöneticisi Utku Kaya ile kamuda Bulut uygulamaları üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Kamu kurumlarında Bulut kullanımının hızla arttığına dikkat çeken Kaya, Bulut çözümlerinin kamu kurumlarında kullanımı konusunda sorularımıza cevap verdi.

uyku kaya, oracle
Utku Kaya – Oracle Türkiye Kamu Sektörü Satış Yöneticisi

– Uzun yıllardır Ankara’da kamu kurumları ile çalışıyorsunuz. Size herkesin merak ettiği bir soruyu sorarak  başlamak istiyoruz: Sizce Bulut teknolojisi kamu kurumlarında  kullanılabilir mi? 

Ülkemizde kamu kurumları artık eskisi gibi yönetilmiyor. Özellikle çeviklik ve kaynakların verimli kullanımı konusunda özel sektörle yarışabilecek düzeyde bir anlayış ve bu doğrultuda yürütülen çalışmalar var. Yani ülkemiz için Bulut teknolojisinin getirdiği avantajları kamu veya özel sektör için farklı değerlendirmek doğru değil.

Bulut teknolojisi, bilişim ihtiyaçları arttıkça artan, kurması uzun süren ve ilk yatırım maliyeti yüksek sistemler yerine; hızlı ve kolay sahip olunabilen, kesintisiz ve güvenli bir platformu tercih edecek tüm kuruluşlar için uygun. Bu avantajlardan kamu kurumları da istifade ediyor ve etmeli. Aksini söylemek bilişim teknolojisinin yenilikçi ruhuna da aykırı diye düşünüyorum.

– Hali hazırda kamuda Bulut ile tanışan kurumlar var mı?

Elbette, hızla artan şekilde kamu kurumlarında Bulut yaklaşımı benimseniyor. Zaten Ankara’da bilgi teknolojilerinin sahip olma şeklinde değil de, hizmet olarak alınarak kullanılması çok eskilere dayanıyor. Telekom şirketlerinden sunucu, hat ve yer hizmeti alınması veya sahip olmadan kiralama yöntemiyle kullanılan ‘‘mainframe’’ sistemler eskiden beri kamu kurumları tarafından tercih ediliyordu. Halen proje süreci devam eden ‘Kamu Entegre Veri Merkezi Projesi’ de yine kamu kurumlarına Bulut yaklaşımıyla hizmet sunulmasının aşamalarından bir tanesi. Yani kamu kurumları bulut yaklaşımına yabancı değil.

Yeni nesil Bulut teknolojileri ise, son üç yıldır kamu kurumları tarafından  kullanılmaya başlandı. Bugün yeni projelere Bulut ortamında başlayan, mevcut sistemlerini Bulut ortamına taşıyan, iş sürekliliği ve felaket kurtarma merkezini Bulut ortamında kuran kamu kurumları var. Sayıları da her geçen gün artıyor.

– Bulut’un güvenliğinden söz ettiniz. Bulut neden güvenlidir?

İster küçük bir sistem odasına, ister son teknoloji altyapı ile donatılmış bir veri merkezine sahip olsun, bilişim ihtiyaçlarını münferiden karşılayan her kurum; kendi inisiyatifiyle belirlediği, kendi bütçesi ve teknik kapasitesi seviyesinde ürettiği siber güvenlik çözümleri ile korunuyor. Üstelik kamu kurumlarında teknik olarak belirlenen güvenlik çözümünün, kamu ihale mevzuatına göre de en avantajlı çözüm olması bekleniyor. Bu çok basit bir süreç değil ve beraberinde bir çok olumsuzluk getirebiliyor. Sonuç olarak; bütçe, teknik yetkinlik ve satın alma süreci bakımından kamu kurumlarında kullanılan güvenlik araçları, gerçek güvenlik gereksinimlerini her zaman kapsamıyor. Bunu her geçen gün artan tehditlere karşı yetersiz silah ve mühimmat ile, kendi imkanları dahilinde savunma yapan bir askeri bölüğe benzetebiliriz.

Ancak global Bulut servis sağlayıcıları, en üst seviye bilgi güvenliği kriterlerine göre donatılmış altyapılarla hizmet veriyor. Dünyanın en yetkin siber güvenlik uzmanlarının oluşturduğu, her gün iyileştirilen ve milyar dolarlar tutarında yatırım yapılan bu altyapılar, adeta ‘dünyanın en güçlü silahlarına sahip profesyonel bir ordu’ ile siber saldırılara karşı korunuyor. Sanırım bu durum, neden Bulut bilişimin daha güvenli olduğunu açıklıyor.

– Güvenlik en üst noktada olsa bile “Bulut“ denilince kamuya ait verilerin fiziksel olarak yurtdışına çıkması söz konusu, bu konuda ne söyleyebilirsiniz?

‘Bulut’ isimlendirmesi aslında çok isabetli; gökyüzündeki bulutların hangi noktada olduğunu ve geometrik şekillerini söyleyemeyiz çünkü sürekli hacimleri azalıp artar, birleşip bölünerek şekil değiştirir ve durmadan hareket ederler. Bulut hizmet sağlayıcıları da, altyapılarını ilk zamanlarda bu şekilde tasarladı. Büyük çoğunlukla Amerika ve Avrupa’da konumlanan ama aslında tam olarak yerini ve nasıl bir altyapıya sahip olduğunu bilmediğimiz bir havuzdan yazılım ve donanım hizmeti verilmeye başlandı. Doğal olarak kullanıcılar da arka planından emin olamadıkları bu yapılarda, verinin yurtdışına çıkması gibi endişeler duymaya başladı.

Verilerin yurtdışına çıkması konusu hala çok konuşulan ancak dünyanın güvenini çok önceden kazanmış, köklü ve lider teknoloji şirketlerine karşı geçerli olmayan bir kaygı. Müşterileri ile Bulut teknolojisinin çıkışından çok önce tanışmış, yerel yapılanması yıllardan beri mevcut olan, halihazırda ürün, hizmet ve teknik desteği ile kurumların bilgi sistemlerini zaten emanet etmiş olduğu dev şirketlerden bahsediyorum. İşte bu şirketlerin sunduğu Bulut hizmetleri, uzun yıllar sürecek yeni bir güvenme ilişkisi kurma sürecine gerek olmadan tercih edilebilir.

Oracle özelinde ise yurtdışı kaygısına hiçbir şekilde yer yok, çünkü Oracle Bulut platformu, tüm kontrolü müşterisine vererek, tıpkı Bütünleşik Sistemler’de yaptığı gibi bir paradigma değişikliği, bir devrim yapıyor. Çok kısa özetlemek gerekirse, Oracle Bulut müşterileri, Bulut hizmetini ister Amerika, ister Avrupa, ister Türkiye’deki veri merkezlerinden, isterlerse de kendi sistem odalarından kullanabilir. Yani özetle, bırakın verilerin yurtdışına çıkmasını, dilerseniz verileriniz sistem odanızdan bile çıkmadan Bulut teknolojisinin getirdiği faydaların tamamından istifade edebilirsiniz. Bulut esnekliği ve tam kullanıcı kontrolü, ikisi bir arada. İşte bu, bizi ve müşterilerimizi çok heyecanlandırıyor.

– Önümüzdeki dönemde kamuda Bulut çözümleri konusunda bizleri neler bekliyor? Ne gibi dönüşümlere şahit olacağız?

 Kamu kurumlarının bilişim harcamaları sadece kendi inisiyatiflerinde değil, devletin yatırım ve kalkınma organları tarafından da yönlendiriliyor. Son dönemde şahit olduğumuz, memnuniyet verici gelişmelerden bir tanesi de, kamu kurumlarında Bulut teknolojilerin kullanımına yönelik ekonomik ve idari gerekçelerle teşvik edici yönlendirmeler yapılması. Devlet organları tarafından yapılan bu pozitif yönlendirmelerin etkisi çok fazla ve bu da Bulut yaklaşımının kamuda hızla benimsenmesini sağlıyor.

Önümüzdeki dönemde, mevcut Bulut hizmeti kullanıcılarının da deneyimlerini paylaşmasıyla, kamuda hızlı bir dönüşüm sürecine girileceği aşikar. Türkiye gibi birçok büyük hedefe sahip olan dinamik bir ülkenin, bu hedeflere alışılagelmiş eski yöntemlerle uzun yoldan gitme gibi bir lüksü yok.

Kamu kurumlarının bu dönüşüme dahil olduğunu vatandaş olarak çok fazla hissedeceğiz. Vatandaşlarımıza kamu hizmetleri sunmak için çalışan kamu kurumları, bilişim projelerinin bütçeleme, satın alma, teslimat, kurulum gibi süreçlerinde çok fazla zaman harcıyor. Deneyimlerimize göre Bulut yaklaşımı ile bu süreler önemli oranlarda kısalıyor ve sahip olma yerine hizmet alma şeklinde yapılan yatırımlar, mevcut bütçeyi daha fazla sayıda icraata harcama şansı veriyor. Bu da hem vatandaş hem de devlet açısından zaman ve kaynakların daha doğru kullanılması demek.

– Kurumlar ve sizler gibi sektör paydaşları ne şekilde konumlanmalılar?

Yakın geçmişe kadar ülkemizdeki bilişim ekosistemi ‘donanım’ baskın bir yapıdaydı. Daha sonra ‘yazılım’ merkezli bir bakış açısı geldi. Günümüzde ise tüm Dünya ile birlikte Türkiye’de de ‘çözüm’ temelli bir bilişim ekosistemi gelişti. Ancak eskiden kalma alışkanlıklarla bazen bilişim projeleri, donanım satın alması veya yazılım geliştirmesi olarak görülebiliyor. Bundan bir an önce kurtulmalıyız. Bence kamu veya özel sektör farketmeksizin, bilgi işlem birimlerinin artık geleneksel ‘emek ve yatırım yoğun’ yollardan kaçınması ve tüm icraatlarını ‘çözüme giden en kısa yol’ anlayışıyla gerçekleştirmesi gerekiyor. Ülkemizdeki hizmet ve ürün üreten paydaşların da aynı doğrultuda, pazarda daha esnek ve yenilikçi yaklaşımla pozisyon alması gerekir diye düşünüyorum.

Utku Kaya, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. 2011 yılından beri Oracle Türkiye’de Kamu Sektörü Satış Yöneticisi görevini başarı ile sürdüren Kaya, Ankara’da yaşamaktadır. Kaya, evli ve iki çocuk babasıdır.

Utku Kaya iletişim bilgileri:
Web sitesi
Linkedin
Twitter
Etiketler

Yorum Sırası Sizde (0)

Oracle iş ortağı Gantek Teknoloji, sunucu, depolama birimleri ve işletim sistemlerinde sahip olduğu derin yetkinliklerinden ötürü, öncelikle Alt Yapı Bulut Servisleri’ne (IaaS) odaklandı. IaaS başlığı altında, “Compute”, “Storage”, “Network”, “Container”, “Ravello”, “Cloud Machine” konularında uzmanlaşan Gantek, müşterilerine IaaS geçişlerinde gereken profesyonel hizmetleri sağlıyor. Gantek’in buluta yönelik yaklaşımı ve IaaS tarafındaki Ravello uzmanlığı hakkında, Profesyonel Servisler Direktörü Asiye Yiğit ile görüştük.

gantek, oracle

Gantek Teknoloji Hakkında

1987 yılında kurulan Gantek, Türkiye bilişim sektörünün köklü kuruluşlarından biri olarak, 10’u aşkın ülkede sürdürdüğü faaliyetleriyle küresel bir şirket konumunda. Sistem entegrasyonu alanında güçlü kadrosu ve çözüm ortaklarıyla ileri bir uzmanlık düzeyi ve geniş bir deneyim birikimini temsil ediyor. Katma değerli sistem entegratörü olarak, iş ortakları ile birlikte müşterilerinin iş ihtiyaçlarına uçtan uca çözüm sunuyor. Gantek’in çözüm ortaklarıyla işbirliği içinde sunduğu ürün ve hizmetler, bilgi teknolojileri alanında sunucu, veri depolama, işletim sistemleri, sanallaştırma, yedekleme, iş sürekliliği, güvenlik uygulamaları, bulut bilişim; kurumsal iş çözümleri alanında ise, telekom kaynak & gelir yönetimi, telekom OSS/ BSS ve orta katman çözümlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

Gantek, profesyonel hizmetler çerçevesinde müşterilerine, kurulum, 7×24 destek-bakım, eğitim-danışmanlık, dış kaynak kullanımı hizmetleri sunuyor.

Gantek Profesyonel Servisler Ekibi, kuruluşun sunucu, depolama birimleri ve işletim sistemlerinde sahip olduğu yetkinliklerden ötürü öncelikle IaaS altında yer alan “Compute”, “Storage”, “Network”, “Container”, “Ravello”, “Cloud Machine” başlıklarını gündemine aldı. “Cloud Machine” kapsamındaki Oracle Cloud Machine, Exadata Cloud Machine ve Exalogic Cloud Machine üzerine uzmanlık geliştiren ekip, bu ürün ve servislerin satışlarının yanı sıra IaaS yapılarına geçiş için gerekli profesyonel servisleri de müşterilerine sağlıyor. Platform as a Service (PaaS) tarafında ise özellikle “data management” başlığı altında yer alan veritabanı hizmetlerine, Oracle, NoSQL, MySql dahil, veritabanı yedekleme hizmetlerine odaklanılmış durumda. Ayrıca Gantek, “Management” başlığı altında konumladığı “uygulama performans yönetimi”, “altyapı izleme”, “log analitiği”,  “IT analitiği” konularında da uzmanlık geliştirmeyi hedefliyor. 

Profesyonel Servisler Direktörü Asiye Yiğit, müşterilerinin özellikle kendi ortamlarında bulut teknolojilerine sahip olma fikrini çok sevdiğini belirtiyor. Bu konuda takip ettikleri birkaç büyük proje bulunuyor. Asiye Yiğit konuyla ilgili görüşlerini şöyle ifade ediyor: “Özellikle yazılım geliştirme firmaları, test & geliştirme işlerini Oracle’ın PaaS hizmetini kullanarak “public cloud” üzerinde yapmayı seviyorlar. Buluta yönelik regülasyonların netleşmesi ile bulut servislerinin kullanımında çok fazla artış olacağı kesindir. Mevcut yapının buluta taşınmasıyla ilgili profesyonel servislerimizin artmasını bekliyoruz. Oracle Exadata Cloud Machine üzerine mevcut veri tabanlarının aktarım projelerinde de önemli rol alabiliriz.”

Bir veri merkezinde olması gereken tüm alt yapı bileşenleri, Gantek Profesyonel Servisler Ekibi’nin ilgi alanı içerisinde yer alıyor. Yani sunucular, depolama birimleri, işletim sistemleri, yedekleme yazılımları, veritabanları, iş sürekliliği çözümleri, sanallaştırma çözümleri ve bulut teknolojileri… Elbette, teknoloji hızla geliştiği için yeni teknolojileri de takip etmeye, uzmanlıklarını sürekli geliştirmeye çalışıyorlar.  

Ekip olarak, Oracle’ın tüm sunucu ailesi konusunda (x86/x64 mimariden içinde M7, S7, T5, T7 modellerini barındıran SPARC  sunucu ailelerine kadar), ayrıca Exalogic, Super Cluster, Zero Data Loss Recovery Appliance, Oracle Database Appliance, Oracle Private Cloud Appliance ürünlerinde de yetkinliğe sahipler. Oracle’ın, yazılım ve donanımın ihtiyaca dönük olarak birlikte en uyumlu şekilde çalışacağını garanti eden Appliance çözümlerine önemli yatırımlar yapıyorlar. Exadata’nın Türkiye’de ilk kurulum yetkinliğini alan iş ortağı olarak da bilinen Gantek, Exadata kurulumunun yanı sıra veritabanı yapılandırmalarını, migration ve taşıma işlemlerini de gerçekleştiriyor.

Oracle Ravello Bulut Servisi

Gantek’in uzmanlık geliştirdiği Oracle Ravello Bulut Servisi ile mevcut VMware veya KVM tabanlı veri merkezi iş yüklerini, VM’lerde, Network’de veya depolama biriminde bir değişiklik yapmaya gerek kalmadan, Oracle Public Cloud, Amazon Web Services veya Google Cloud üzerine taşıyabiliyorsunuz. Ravello’nun işlevini bu şekilde özetlemek mümkün olsa da detaylarına erişmek ve nasıl uygulandığı konusunda bilgi edinmek için Gantek Profesyonel Servisler Direktörü Asiye Yiğit tarafından kaleme alınmış iki makaleyi inceleyebilirsiniz. İlgilenenler için daha açıklayıcı olacaktır.

Gelecek Hedefleri

Gentek, IaaS ve PaaS tarafında yetkinliklerini geliştirmeye ve müşterilerine destek olmaya devam etmeyi hedefliyor. Yine bulut odağında olmak üzere Büyük Veri, Nesnelerin İnterneti, Uygulama Güvenliği ve Veri Güvenliği alanlarında da çok yakın gelecekte önemli fırsatlar gören Gantek, bu konularda da yatırım yapmaya başlamış durumda. 

Asite Yiğit Kimdir?

1997 yılında Oracle iş ortağı Gantek Teknoloji’de Sistem Destek mühendisi olarak çalışmaya başlayan ve 2012 yılından bu yana Profesyonel Servisler Direktörü olarak çalışan Asiye Yiğit, İstanbul Avcılar 50. Yıl İnsa Lisesi’nde orta öğretim ve lise eğitimini tamamladı. İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği’nden bölüm ikincisi olarak mezun oldu. Ardından, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü’nde Devre ve Sistemler Anabilim Dalı’nda yüksek lisans programını tamamladı. Asiye Yiğit, lise ve lisans öğrenimi boyunca karşılıksız Hacı Ömer Sabancı Bursu aldı.

Oracle Ravello Cloud Services hakkında ayrıntılı bilgi için Asiye Yiğit tarafından kaleme alınmış makaleleri indirebilirsiniz:

Oracle Ravello Cloud Services

Oracle Ravello Cloud Services Pratik

Oracle Cloud ve Oracle Private Cloud Appliance hakkında ayrıntılı bilgi için Asiye Yiğit tarafından kaleme alınmış makaleleri indirebilirsiniz:

Oracle Cloud

Oracle Private Cloud Appliance

Etiketler

Yorum Sırası Sizde (0)

Genom Bilişim ekibi, 2013 yılında yazılım geliştirme ve test ortamlarını buluta taşımaya karar verdi. Çünkü farklı müşteriler için farklı büyüklükte geliştirme ve test ortamına gerek duyuluyordu. Bir sunucu odası tutmak ve işletmek hem zor hem de maliyetliydi. Bu nedenle ilk önce geliştirme ve test ortamları, ardından da tüm uygulama ortamları buluta aktarıldı. Bugüne kadar üç farklı firmadan alt yapı bulut hizmeti alan Genom Bilişim, sonunda Oracle’ın bulut servislerinde karar kıldı. Çünkü ulaşım hızı ve fiyat ölçütleri açısından en iyi performansı Oracle gösterdi.

Genom Bilişim Hakkında

2000 yılındaki kuruluşundan bu yana Oracle ürün ve teknolojileri üzerinde etkinliklerine yön veren Genom Bilişim, orta ve büyük ölçekli kuruluşlar için kurumsal uygulamalar geliştiriyor ve aynı zamanda proje temelli yazılım hizmetleri sunuyor. İnsan Kaynakları ve Kurumsal Kaynak Planlama yazılım ürünleri ile öne çıkan Genom Bilişim, bu ürünlerini uzun yıllara dayanan deneyim ve uzmanlığını yeni teknolojilerle besleyerek, kesintisiz olarak geliştirmeye devam ediyor.

Genom Bilişim Yönetim Kurulu Üyesi Fevzi Öztürk konu ile ilgili, “Alt Yapı Servislerini (IaaS) müşterilerimize sunmadan önce kendimiz deneyim kazandık. Bu sayede içimize sinerek müşterilerimize de Oracle Alt Yapı Servisini kullanmalarını önerebiliyoruz. Alt Yapı Servislerinin (IaaS), buluta geçiş için en doğru nokta olduğuna inanıyoruz. Birden fazla ve değişik platformlarda çalışan yazılımlar kullanan tüm şirketler, bulut çözümlerine yönelerek rekabet avantajı sağlayabiliyorlar. Ancak en büyük faydayı, güncel yazılımları kullanmak isteyen ama bunları kuracak, yönetecek, bakımlarını sağlayacak imkanı olmayan KOBİ’lerin elde edeceğini düşünüyoruz. Oracle’ın, servislerinin kapsamı ve yaptığı yatırımlarla, buluta giden yolda en doğru çözümleri sunduğuna inanıyoruz.” şeklinde konuştu.

2000 yılında kurulan Genom Bilişim Teknolojileri, uçtan uca Oracle teknolojileri üzerinde geliştirme yapan bir yazılım firması. Hem kurucuları hem de yazılım ekibi, Oracle teknolojileri üzerine odaklanmış bir kariyer gelişimine sahipler. Genom İnsan Kaynakları ve Genom Kurumsal Kaynak Planlama olmak üzere iki kurumsal yazılım paketi bulunan kuruluş, Oracle teknolojileri üzerinde proje bazlı çalışmalar da yürütüyor.

Yazılım Geliştirme Müdürü Tolga Yılmaz, “Bir teknoloji firması ve özellikle Oracle iş ortağı olarak, buluta yönelimin farkında olmamak imkansızdı” diyor. Bulut tarafındaki gelişmeleri başından bu yana çok yakından takip eden Genom, 2013 yılında IaaS yani Alt Yapı Servislerinden önce kendi içinde yararlanmaya karar verdi. Böylece yazılım geliştirme ve test ortamlarını buluta taşıdı. Bunu yapmaktaki temel hedefleri sunucu maliyetlerinden kurtulmaktı. Genom, yaygın kullanılan iki farklı kuruluştan bulut hizmet almayı denedi ve bu süreçte uygulama ortamlarını da buluta taşıdı.

“Oracle Alt Yapı Servisleri, yazılım geliştirme süreçlerimizde esneklik, özgürlük, hız ve performans kazandırdı.”  Tolga Yılmaz – Genom Bilişim Yazılım Geliştirme Müdürü

Oracle Alt Yapı Bulut Servisleri ile Buluşma

Tolga Yılmaz, buluta geçiş sonrasında bulut tarafındaki beklentilerinin arttığını, Oracle’ın bu konudaki yatırımlarını da takip etmeye başladıklarını belirtiyor ve ekliyor: “Beklentilerimiz artarken, buluta dair vizyonumuz da yeni bir boyut kazandı. Mevcut sağlayıcılardan aldığımız hizmet bize yetmemeye başladı. Bu süreçte, Oracle’ın bulut odağı ve IaaS alanındaki atılım ve yatırımları da çok dikkat çekici bir hale gelmişti. Biraz daha yakından baktığımızda, en iyi çözümü Oracle ile elde edebileceğimizi gördük.”

Oracle Nasıl Fark Yarattı?

Peki, Oracle’ın farkı neydi? İki önemli rakip oyuncu ile deneyimi olan Genom, Oracle’ın sunduğu hizmetin farkını kolayca değerlendirebilme şansına sahipti. Çünkü ne bilgisayarları, ne de internet hızları değişmişti ama test ve geliştirme ortamlarında gözle görülür bir performans ve hız artışı elde etmişlerdi.

Tolga Yılmaz, aradaki farkı şu sözlerle aktarıyor: “Sadece hizmeti aldığımız sağlayıcıyı değiştirerek, ciddi bir performans ve hız artışı elde ettik. Oracle’ın destek gücü de rakiplerinden çok öndeydi Örneğin daha önce servis aldığımız firmalarda da yaşadığımız bir sıkıntı vardı. Sunuculardan birine erişmedik, çökmeler oldu. Diğer firmalar bu sorunu ilettiğimizde ilgisiz kaldılar ve sorunumuzu çözmeye yanaşmadılar. Oracle ise sorunu araştırdı, çözümü buldu ve uyguladı. Artık bu konuda hiç bir sorun yaşamadan ilerliyoruz. Bunu Oracle’ın destek ekibinin uzmanlığına ve ilgisine borçluyuz. Bunların yanı sıra Oracle, fiyat/performans dengesini de çok net bir biçimde ortaya koydu. Daha önce bu netliğe sahip değildik. Önümüzü görmek, planlama yapmak Oracle ile birlikte mümkün hale geldi. Ayrıca biz, Oracle’ın bulut servislerini sadece IaaS ile sınırlamayacaktık. PaaS ve SaaS tarafında sunduklarından da yararlanabilecektik. Bugün baktığımızda, IaaS, PaaS ve SaaS alanlarının üçünü de bu şekilde kapsayan ve bu kadar yatırım yapan başka bir teknoloji şirketi yok. Bulut veri merkezlerinin donanım ve yazılım altyapısının gücünü, performans ve kapasitesini de düşünecek olursak, genel olarak baktığımızda gerçekten bulutta rakipsiz durumda.

Müşteriler Ne Düşünüyor?

Kendi yazılım geliştirme ve hizmet ortamını buluta alan Genom, durumundan son derece memnun. Ancak, gitmek istedikleri asıl nokta, ürünlerini ve müşterilerini buluta taşımak. Bunun için öncelikle veritabanı sunucusunu bulut üzerinden kullanmaya ve müşterilerine sunmaya başlayacaklar. İK ve ERP ürünlerini de bu altyapının üzerine koyarak müşterilerine ulaştırabileceklerine inanıyorlar.

Tolga Yılmaz, bu konudaki düşüncelerini de şu sözlerle aktarıyor: “Dünya buluta yöneliyor, bu çok açık. Kimsenin buluttan kaçışı yok. Bulut yolculuğunda en kolay ve emin olan başlangıç yolu ise IaaS. Biz müşterilerimize, “Tereddütleriniz varsa IaaS ile başlayın” diyoruz. Çünkü orada birebir her şeyi görüyorsunuz. Kendinizi bulut kültürüne ve çalışma metoduna alıştırabiliyorsunuz. Ardından PaaS ve SaaS ile devam edebilirsiniz. Tabi Türkiye’de bankalar ve finans şirketleri yasal denetimlerden ötürü çok sıcak bakmıyorlardı buluta ama Oracle bu noktada da İstanbul’da Turkcell ile birlikte kurduğu bulut veri merkezi sayesinde tereddütleri ortadan kaldırıyor.”

Etiketler

Yorum Sırası Sizde (0)